
Bu Cumhuriyet kurulduğunda bir DIŞ POLİTİKASI vardı.. Nasıl mıydı?
Bugün ve dün koltuğa oturtulan beylerin ve onların politikaları sonucu batının beslemesi olan aydıncıkların ağızlarında çevirip durdukları gibi değildi!
| Köyümüzü Tanıyalım |
| Muhtarlık ve Heyeti |
| Kabristan |
| Kaybettiklerimiz |
|
|





![]() | Bugün | 83 |
![]() | Dün | 118 |
![]() | Bu Hafta | 336 |
![]() | Bu Ay | 956 |
| ÇÖZÜM: "TÜRKİYE' Yİ BATIDAN KORUMAKTA!" |
| Yazan Kemal ŞANLI | |||||||
| Cuma, 25 Haziran 2010 | |||||||
ÇÖZÜM: ‘TÜRKİYE’ Yİ BATIDAN KORUMAKTA!’Banu Avar, Haberler25 Haziran 2010
Bu Cumhuriyet kurulduğunda bir DIŞ POLİTİKASI vardı.. Nasıl mıydı? Şu kesindir ki: Mustafa Kemal Türkiyesi’nin dış politikası BATI EKSENLİ değildi! ‘ vrasya ekseni’ zorunluluktur! O, hiç kuşkusuz AVRASYA EKSENLİ bir dış politika benimsemişti. 30’larda Emperyalizmin örgütlediği NAZİ saldırısına karşı Balkan ülkeleriyle ittifak yapmış, arkasını Saadabat Paktıyla sağlama almış, Sovyetlerle, İran’la, Afganistan’la elele vermişti.. O Avrupa ki , Osmanlı’yı önce iktisaden ve kültürel olarak göçertmiş, topraklarını ve kaynaklarını paramparça etmiş, petrol coğrafyasına el koymak için önce Arapları sonra Kürtleri kullanmaya kalkmıştı.O Avrupa , O Amerika, topraklarımız üzerinde yeni devletlerin sınırlarını belirlemişti! Aynı Batı, emperyal amaçları için, Birleşmiş Milletler’in ağababası ‘Cemiyet-i Akvam’ (Milletler Cemiyeti)dan karar çıkartmış, sinsi yollarla Musul ve Kerkük’ün manda yönetiminde kalmasını karara bağlamıştı! İngiltere, petrol coğrafyasına el koyma arsızlığı içinde Nasturi ve Şeyh Sait isyanlarının kışkırttı. Lord Curzon ‘Şimdi olmazsa biraz ilerde icabınıza bakacağız!’ demişti. ‘Hakkari hristiyandır’ kampanyası açıldı, ardından silahlar bölgeye yığıldı..Amerika Kürdistan ve Ermenistan için çizdiği sınırları izlemeye almıştı. İtalya sırtlan payını Oniki adalar’ı kaparak almış, Fransızlar Hatay’a gözkoymuştu! O çete savaşını göze almıştı! Yeni savaştan çıkmış, yoksul, aç perişan bir ülkenin komutanı olarak Mustafa Kemal Paşa, bintürlü oyuna karşı direnmiş, ardı ardına çıkan isyanları bastırmış, Hatay’da çete savaşını göze almıştır. Hem de ölümünden 1 yıl önce… Attila İlhan’ın Hasan Rıza Soyak’ın Atatürk’den Hatıralar kitabından aktardığı konuşması, Onun 1937’de de 1920 de olduğu kadar ‘taviz’den uzak olduğunu kanıtlamaktadır: ”… bakınız benim kendi dostluğumun yanında, bütün şu etrafımda gördüğünüz şanlı ve mümtaz şahsiyetlerin, temsil ettikleri şerefli kuvvetlerin, Balkan Paktı ve Sadabat Paktı kuvvetlerinin, kıymetli, kudretli ve muazzam dostluğu var; bunun önemini devletinizin anlamamasını ve benim talebimi reddetmesi ihtimalini, tasavvur edemiyorum…” Fransızlarla görüşmeler tıkanır gibi olunca söyledikleri mi… İşte: ‘İşi silahlı bir hareketle halletmek zorunda kalırsak, tutacağım yolu çoktan kararlaştırmış bulunuyorum. Derhal devlet reisliği ve mebusluktan istifa edeceğim. Serbest bir Türk vatandaşı olarak bu işte çalışan arkadaşlarla birlikte Hatay’a geçeceğim….. Oradaki mücahitler ve anavatandan gelecek kuvvetlerle meseleyi yerinde ve içerden halletmeye çalışacağım. İsterse Türkiye hükümeti beni ve arkadaşlarımı asi ilan etsin, hakkımda takibat yapsın!’ Aynı yıldan bir örnek daha, Fransız idaresi altında inleyen Suriye ve Lübnan için Hasan Rıza Soyak’a şöyle diyor: ‘ Bugünkü Fransız idarecilerin, Suriye ve Lübnan’a öyle kolay kolay istiklal vereceklerinden emin değilim. … Binaenaleyh biz hareketimizi onlara da teşmil ederek, Suriye ve Lübnan’in özledikleri gerçek istiklallerini temin edebiliriz!’ Hangi Atatürk. A. İlhan S.326 Bu anlayış, öyle gönderdiğin gemiye saldırı gerçekleştiren bir haydut devletin, Türkleri öldüren komandolarına madalya takışını dünya basınından ‘seyretmeye’ pek benzemiyor, değil mi? Mustafa Kemal Paşa’nın Arap politikası Gelelim Atatürk’ün Arap politikasına: 2. …Fransa’nın Suriye ve Lübnan’a istiklallerini vermeyeceğini söyleyip, bu ülkelerde anti emperyalist bir kurtuluş savaşı örgütlemeyi tasarlıyor.. 3. Arap ülkelerinin bağımsızlıklarını kazanmalarından sonra Türkiye’nin onlarla işbirliğini bir federasyon, bir konfederasyon örgütlenmesi derecesinde ileri bir yakınlık olarak düşünüyor..’ (Hangi Atatürk s. 340) Ayan beyan ortada ! Bu planların içinde Batılı emperyalist devletler kıyısından köşesinden yeralmıyor. Öyle İngiltere’nin Amerika’nın kotardığı ‘stratejik derinlikler’ yok bu işlerin içinde.. İnce ince hesaplanmış antiemperyalist bir ORTADOĞU PROJESİ bu. İçinde batının ve çıkarlarını yeralmadığı! Bölgenin BATIYA KARŞI kendini korumasına ve ASYA ile bütünleşmesine imkan veren. Batılı maşalarca ayarlanıp, batılı ‘ağız ve kulaklarla’ irtibata geçirilmediğimiz bir bölgesel örgütlenmeden sözediliyor! Kendi aramızda ve Ankara, Moskova, Şam, Bağdat, Beyrut merkezli…
O’ndan sonra… Şu kesindir ki Mustafa Kemal Türkiyesi’nde, onun ölümüne kadar, kıvrak ve kesinlikle AVRASYA eksenli ANTİEMPERYALİST bir dış politika izlenmiştir.. Önce İngiliz ve Fransızlarla, ardından Almanlarla kırıştırılmış, savaş sonrası Amerika’nın kucağından kalkılamamıştır.. Fulbright ve benzer burslarla Batıya TAM BAĞIMLI ‘öncü güçler’ eğitilmişler, kendi ülkelerine batının avukatı olarak dönmüşler,.birer ‘batılı’ olarak ülke yönetimine geçmişlerdir… 1947 de Türkiye, Küresel çetenin kurumları olan İMF ve Dünya bankasına kayıtsız şartsız bağlanmıştır. Yetmedi ! 1995’de Gümrük Birliği’ne kutlamalarla girerek/sokularak kafasını giyotin bıçağına yatırmıştır. Yetmedi; 1991’de Avrupa Yerel yönetimler Özerklik Şartını kabul ederek bugün BDP’nin dile getirdiği ‘Özerk Kürt bölgesi’ne kapı açmıştır. (Bkz Taraf gazetesi 23.6.2010) (BDP’nin elinde 1 büyükşehir belediyesi, 7 il ve 51 ilçe ve 40 belde belediye başkanlığı bulunmaktadır ve kabul ettiğimiz yasaya dayanarak, tüm bu bölgede ‘merkezden bağımsız yapılanma’ talebiyle ortaya çıkmaktadır) Özetlersek; önce yönetici ve yönlendiricilerin beyin yıkaması tamamlanmış, onlar Batının ekseninde uydu aydınlarımız, basınımız, eğitmenlerimiz ve hükümetlerimiz oldu Yemek borumuzdan İMF ve Dünya Bankasına bağlandık. Bu emperyalist kurumların dışında yeralmak. Millet olarak TAM BAĞIMSIZ kararlar verebilecek güçte olduğunu anlamak. Beynimize koyduğumuz çemberleri kırmak! ‘Dünyadan kopamayız ki!’ ‘İçimize mi kapanalım?!’ diyenlerin gerçekte boynumuzu cellata teslim ettiklerini görmek! Bildiklerimizi iletmek! Ve ÖRGÜTLENMEK ÖRGÜTLENMEK! Ve mesela şu sözleri bugün söylemek: Banu AVAR
Sadece kay
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||
| Son Güncelleme ( Pazartesi, 16 Ağustos 2010 ) | |||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
ayhan (ayhan özuğur) (2010-09-04 19:05:59) |
![]() |
Adem ÜNAL (Adem ÜNAL) (2010-09-02 16:04:55) |
![]() |
dorylaion67 (Kemal ŞANLI) (2010-08-27 23:08:25) |
![]() |
tbalik26 (Tolga BALIK) (2010-08-22 11:14:15) |
![]() |
semi (abdulkadir) (2010-08-04 21:29:21) |