| Köyümüzü Tanıyalım |
| Muhtarlık ve Heyeti |
| Kabristan |
| Kaybettiklerimiz |
|
|





![]() | Bugün | 83 |
![]() | Dün | 118 |
![]() | Bu Hafta | 336 |
![]() | Bu Ay | 956 |
| potansiyel kurbanlar |
| Yazan Kemal ŞANLI | |||||||
| Pazar, 02 Mayıs 2010 | |||||||
|
“Hasretimsin” şarkısını dinledi en son celladının telefonundan... Nereden bilebilirdi ki ölümün yanı başında onu beklediğini?.. Nereden kestirebilirdi, “canım” dediği varlığın, can almaya geldiğini?.. Kaçıp gitmişti ya sevdasının peşinden?.. Etrafı dumanlı dağlarla çevrili Urfa’dan, karlı bulutların kucakladığı efsaneler kenti Ağrı’ya... Hiç tahmin etmezdi ölümün bir kırata binip peşine düşeceğini!.. Hiç düşünemezdi Azrail’in kardeş kucağında ona pusu kuracağını!.. 21 yaşındaki Esra Kaya, Urfa Halk Eğitim Merkezi’nde biçki dikiş eğitimi alırken sürücü kursuna katılan Ağrılı asker Cihan Nur Kaya’ya kaptırmıştı gönlünü... İki sevgili kavuşabilmek için çok uğraş vermişti. Ancak ailesi kızlarını gurbete vermek istemeyince gençler çaresiz kalıp kaçmışlardı Urfa’dan... Esra ile Cihan beş ay önce Ağrı’da evlendiler... Düşündüler ki, artık mutlu olacaklar... Sandılar ki sevdalarına sığdırdıkları cesaretleri onları ömür boyu koruyacak!.. Oysa onlar değildi gaflete düşen!.. Pusu insanlığa ihanetin zulasındaydı ve kalem kırılmıştı törenin kanlı sofrasında... Töre konuştu mu, öfke dizginlerinden boşalmış mermiler gibi pusulasız düşerdi yollara!.. İşte o zaman yüreklerde ne merhamet kalırdı ne de insaf!.. Herkes o köhnemiş kuralların paslı zincirlerine terk ederdi özgürlüğünü ve soğuk tabancaların kaygan kabzaları kelepçe olurdu taşerona dönüşmüş ellere!.. Esra’nın ailesi belli ki mahalle baskısının altında çok ezildi... Orada... yani Urfa’da kaçarak evlenmek suçların en büyüğüydü!.. Bir kız kaçmışsa evinden... Alınlar eğilmiştir yerlere, gözler küsmüştür çevreye!.. Derler ki o zaman başımız dik değildir artık!.. Aile bireyleri sonunda 19 yaşındaki çocukları Ferhat’ı namus atına bindirip dörtnala düşürdüler yollara!.. Ferhat öfkesini masumiyet maskesinin ardına gizleyerek çalmıştı Esra’nın kapısını... Tam beş ay sonra canından bir can görmüştü Esra... Öylesine sevindi ki kardeşini görünce... İki kardeşin kolları öylesine sardı ki birbirini, hasret, çölde su bulmuş güvercinler gibi takla attı terlemiş bedenlerde!.. Esra çok severdi Ferhat’ı... Bilirdi ki o sevdiği için dağları delen Ferhat’tan almıştır adını... Bilirdi ki onun da yüreğinde bir Şirin’i vardır!.. Günlerce oturdular, konuştular, güldüler... Çocukluk günlerine döndüler... Genç kız Ferhat’ın sevinciyle bir akşam odasına çekildi ve anı defterine yürek yakan o mazlum satırları yazdı. Bu satırlar belli ki aynı zamanda ölümün son durağına gönderilmiş masum yakınmalardı: “Kardeşim geldi, sürpriz yaptı bize. Çok sevindik. Çünkü onu çok özlemiştik. İyi ki geldi canım benim. İçlerinde beni en iyi anlayan kardeşim Ferhat’tır. Bana hep şunu söyler. ‘Düşenin halinden düşen anlar’ diye... O da çok sevdiği için beni anlıyor. Ferhat’ın telefonundan müzik dinliyorum. ‘Hasretimsin’ diye bir parça... En çok olmak istediğim yerde, bir tanem Cihan Nur’un yanındayım. Kurban olurum onu bana layık görene. Bize bıraktıkları tek çare kaçarak evlenmemizdi. Şu an çok ama çok mutluyuz. Buraya geldiğimden beri ailemi hep rüyamda görüyorum, özellikle annemi.” Esra bu satırları yazdığı gece yalnız uykuya yatmadı, ölümün son yolculuğuna da uzandı!.. Ferhat, 22 Nisan sabahı bıçağını genç kızın vücuduna sapladı!.. İddiaya göre ablasının çığlıklarını cep telefonuyla yakınlarına da dinletti!.. Peki, Esra niçin öldürüldü?.. Bu sorunun zanlı ve azmettiriciler açısından iki çarpıcı yanıtı var. Ferhat’ın savcıya verdiği yanıt şöyleydi: “Ağabeyim Yusuf beni telefonla arayarak, ‘Hakkımızda sağda solda konuşuyorlar. İnsan içine çıkacak yüzümüz kalmadı. Namusumuzu temizlemen gerekiyor’ dedi. Cinayet sabahı ağabeyim Ağrı’ya geldi, ‘Git bu işi bitir’ dedi. Kırmızı saplı bir bıçak verdi. Eve döndüğümde ablam banyodan yeni çıkmıştı. Ağzını kapatıp, bıçağı karnına sapladım.” Törenin kara kitabı ise tam 83 yıl önce azmettirmişti bu cinayeti!.. İşte Urfa Valiliği’nin 1927’de yayımladığı “Urfa Salnamesi”ndeki töre yasaları... Esra’nın öldürülme gerekçesi en iyi orada yazıyor: “... Aşirete mensup bir kız bir gence meylederek onunla kaçarsa, veli ve vasilerine karşı kız ve erkek ölüme mahkûm olurlar...” Cehaletin öfkesi törenin kılıcıdır!.. Cahil bırakılan kızlar ise törenin potansiyel kurbanlarıdır!.. Ben Esra’nın dramı üzerinde çalışırken Harran Üniversitesi’nden Prof. Meliha Atalay’ın Urfa’da törenin en katı uygulandığı üç mahallede yaptığı çarpıcı bir araştırmanın sonuçları medyaya yansıdı... Kentte kız çocuklarının evlenme yaşının 12, anne olma yaşının ise 13’e kadar düştüğü saptanmış!.. Urfa’nın toplam 75 bin nüfuslu Hayati Harrani, Yakubiye ve Eyyubiye mahallelerindeki 1000 hanede yapılan araştırma, başka acı gerçekleri de dışa vurmuş. Bölgede 14 ve 15 yaşında evlenme ve anne olma yüzdelerinin de arttığı ortaya çıkmış! Ve tüm bunlara yol açan eğitimsizlik ve cehaleti dışa vuran gerekçe; küçük yaşta evlenen kızların yüzde 81’inin okuma-yazma bilmediği tespit edilmiş! Araştırmada, akraba evliliği oranının bölgede yüzde 49’a ulaştığı, başlık parası ve berdel gibi geleneklerin ise yüksek oranda devam ettiğine dikkat çekilmiş!.. Söyler misiniz acaba, kızların çocuk yaşta erkeklerin kucağına atıldığı bir coğrafyada, törenin Esra’ların peşine düşmesinden doğal ne olabilir ki?.. Aklıevveller ve politik rantçılar günlerdir Siirt’teki tecavüz vakalarının aşiret bağlantılarına dayanılarak örtbas edilmesine şaşıyorlar!.. Ben ise televizyon dizilerinden ve eşcinsellerden “irrite olan” ancak töre barbarlığına direnemeyen Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ile memleketin kızlarını okula gönderemeyen Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun sorumsuzluğuna şaşıyorum! AKP’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana töre cinayeti, tecavüz ahlaksızlığı ve kadın intiharlarının büyük boyutlara ulaştığını görünce aklıma ne geliyor biliyor musunuz?.. Ya şu an iktidardaki parti CHP olsaydı!.. Töre bağnazlığını din kisvesi altında körükleyen gerici paçavralar, “ülkeyi laikler yönetiyor, ahlaksızlık bu yüzden arttı” diye kusup durmazlar mıydı!..
Sadece kay
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
![]() |
ayhan (ayhan özuğur) (2010-09-04 19:05:59) |
![]() |
Adem ÜNAL (Adem ÜNAL) (2010-09-02 16:04:55) |
![]() |
dorylaion67 (Kemal ŞANLI) (2010-08-27 23:08:25) |
![]() |
tbalik26 (Tolga BALIK) (2010-08-22 11:14:15) |
![]() |
semi (abdulkadir) (2010-08-04 21:29:21) |